Murat Uyurkulak'ın TOL adlı eseri
Murat Uyurkulak’ın 2002 yılında yayımlanan ilk romanı Tol, Türk edebiyatının son çeyrek asırdaki en özgün, sarsıcı ve kültleşmiş metinlerinden biridir. Alt başlığı "Bir İntikam Romanı" olan eser, adını Kürtçede "intikam" anlamına gelen sözcükten alır. Hafıza, devrim, yenilgi ve hesaplaşma temaları etrafında kurulan roman, edebiyatımızda politik arka planı slogancılığa düşmeden, son derece şiirsel ve sert bir dille işlemeyi başarmış nadir örneklerdendir.
Romanın Konusu
Roman, 30’lu yaşlarının başında, hayattan beklentisini koparmış ve işsiz kalmış Yusuf adındaki bir musahhihin (düzeltmen), epeydir yazmayan ayyaş bir Şair ile birlikte İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru yaptığı tren yolculuğunu konu alır .
Bu yolculuk sadece coğrafi bir yer değiştirme değil; istasyonlar geçildikçe Türkiye’nin yakın siyasi tarihine (özellikle 1970'lerin devrimci mücadelesine ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı yıkıma) doğru yapılan zihinsel ve trajik bir geçmişe dönüş yolculuğudur. Yol boyunca Şair’in okuduğu ve anlattığı hikâyeler vasıtasıyla Yusuf, hem ülkenin karanlık geçmişiyle hem de kendisini terk eden babasının gizemiyle yüzleşir
Eserin Kahramanları
Tol, birbirine paralel ya da iç içe geçen çok katmanlı karakterlerin hikâyelerinden beslenir. Başlıca kahramanlar şunlardır.
Yusuf: Romanın ana kahramanı ve anlatıcısıdır. Otuzlu yaşlarında, hayata tutunmakta zorlanan, geçmişin ve kayıp babasının gölgesinde yaşayan bir düzeltmendir. Korkaklığı, kırıklığı ve düşkünlüğüyle oldukça sahici bir karakterdir.
Şair: 1938 doğumlu, 60'lı yaşlarında, alkole sığınmış ayyaş bir entelektüeldir. Trende Yusuf’a eşlik ederken okuduğu hikâyelerle olay örgüsünü birbirine bağlayan ve geçmişin kapısını aralayan temel figürdür.
İsmail: Şair'in ağabeyidir. Cumhuriyetle yaşıt olan bu karakter, Türkiye'nin modernleşme ve siyasi dönüşüm sancılarının canlı bir sembolü gibidir.
Yasemin: Güçlü, tavizsiz, dik duruşlu ve örgütlü mücadelenin içinden gelen, yazarın deyimiyle "olmak istediği tarafı" temsil eden çarpıcı bir kadın figürdür
Türk Edebiyatındaki Yeri
Murat Uyurkulak, Tol ile Türk edebiyatında "yeraltı edebiyatı" ile "politik/tarihsel romanı" çok özgün bir biçimde harmanlamıştır.
Dil Devrimi: Uyurkulak, küfürle şiirselliği, öfkeyle merhameti aynı potada eritir. Klasik anlatım kalıplarını yıkarak argoyu, sokağın sesini ve ritmik cümleleri edebiyata taşımıştır.
Siyasetin Kekeme Olmayan Dili: 12 Eylül ve sonrasındaki toplumsal travmaları ideolojik bir körlükle ya da kuru sloganlarla değil; bireylerin içsel parçalanışları, hayal kırıklıkları ve sefaletleri üzerinden aktarmıştır.
Modern Bir Başkaldırı Metni: Edebiyat eleştirmenleri tarafından 2000'li yılların en güçlü "başkaldırı romanlarından" biri kabul edilmiş, zaman içinde farklı dillere çevrilmiş ve tiyatroya da uyarlanmıştır.
Bugünkü Okurlar İçin Ne İfade Ediyor? Neden Okumalıyız?
Tol, yazıldığı dönemin ötesine geçerek bugünün okuru için de güncelliğini koruyan zamansız bir metindir.
"Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi" cümlesiyle açılan roman, bugün de ideallerini kaybetmiş, sistemin çarkları arasında sıkışmış ve gelecek umudunu yitirmiş modern bireyin melankolisine ve öfkesine tercüman olur.
Tarihin ve resmi anlatıların susturduğu, "sesi bize genellikle ulaşmayan aktörlerin" insani yönlerini görmek için okunmalıdır. Okura sahte bir iyimserlik vaat etmez; aksine gerçek bir yüzleşme yaşatarak insanın ruhundaki eksik bir yeri tamamlar.
Hakkındaki Yorumlar ve Eleştiriler
Roman yayımlandığı dönemden bu yana hem büyük övgüler almış hem de yapısal/tematik eleştirilere maruz kalmıştır:
Olumlu Yorumlar: Yazar Yıldırım Türker romanı, "Siyasi çalkantı dönemlerini siyasetin kekeme lehçesine bir an olsun bulaşmadan yaşatabildiği ve hayatı yolculuğun kendisi olarak yansıtabildiği için çok güçlü" olarak tanımlamıştır. Genel okuyucu kitlesi ve eleştirmenler, kitabın adeta "bizzat bir şiir gibi akan" sarsıcı diline ve akıcılığına hayran kalmıştır.
Eleştiriler: Bazı eleştirmenler ve okurlar, romandaki zaman atlamalarının ve çok sayıda karakterin iç içe geçen hikâyelerinin ilk etapta kurgusal bir karmaşa yarattığını belirtir. Siyasi yönden yapılan bazı eleştirilerde ise sol/sosyalist hareketlerin yaşadığı buhranın başarıyla aktarıldığı, ancak hikâyenin sonlara doğru bir özeleştiri sunmaktan ziyade karakteri mitolojik bir "kahramanlık/dağa çıkış" anlatısına kaydırarak politik tavrı sığlaştırdığı iddia edilmiştir.
Tol, edebiyatımızın kalın tarih kitaplarının anlatamadığı o kapkara boşluğu, kelimelerden inşa edilmiş bir bombayla patlatan bir romandır. Murat Uyurkulak’ın zamana bıraktığı bu miras; yenilenlerin, hayal kırıklıklarının, öfkesinin ve en çok da unutturulmaya çalışılan o ortak toplumsal hafızanın çığlığıdır.Tol bize, geçmişle hakkıyla hesaplaşamayan bir toplumun bugününün de geleceğinin de hep yarım, hep rayından çıkmış bir tren gibi aksayacağını hatırlatır. Kitabın açılışındaki o unutulmaz cümleyle bitirmek gerekirse: “Devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi;” fakat Tol, o ihtimalin küllerinden doğan o sert, lirik ve yaralı sesle, bugünün okuruna hâlâ karanlığın ortasında parıldayan bir intikam ve umut feneri olmaya devam ediyor.