Aziz Nesin ve Hayatı
Mehmet Nusret Nesin, bilinen adıyla Aziz Nesin, Türk edebiyatının dünya çapında tanınan en üretken, cesur ve öncü mizah yazarıdır. Sadece bir edebiyatçı değil; fikirleri, kurduğu vakıf ve toplumsal muhalif kimliğiyle Türkiye'nin en önemli aydınlarından biridir.
Doğumu ve Kökeni
Ne Zaman ve Nerede Doğdu ? :
20 Aralık 1915 tarihinde İstanbul’a bağlı Heybeliada’da doğmuştur. Kendisi aslen Giresun'un Şebinkarahisar ilçesindendir.
Takma Adları
Aziz Nesin, yazdığı dönemlerdeki yoğun siyasi baskılar, sansürler ve aldığı hapis cezaları nedeniyle 200'den fazla takma ad kullanmak zorunda kalmıştır. En bilinenleri şunlardır:
Aziz Nesin: Aslında babasının adıdır. İlk kez askeri okulda şiir yazarken deşifre olmamak için kullanmış ve kalıcı olmuştur.
Vedia Nesin: İlk eşinin adıdır.
Ord. Prof. Paf-Puf, Bahri Fileto, Berdi Birdirbir, Kazım Koz, Dr. Hüseyin Bemol.
Çıkardığı Dergiler ve Yol Arkadaşları
Aziz Nesin’in basın tarihindeki en büyük başarısı, Türk yayıncılık tarihinin en yüksek tirajlı mizah gazetelerinden birini kurmasıdır:
Markopaşa, Türk basın tarihinin en yüksek tirajlı, en çok dava açılan ve iktidarları en çok sarsan efsanevi mizah gazetesidir. 1946 yılında Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’ın bir araya gelmesiyle çıkan bu derginin hikayesi, tam anlamıyla "ağlanacak halimize gülmek" deyiminin vücut bulmuş halidir.
İsmin Parlak Hikayesi:
"Derdimi Markopaşa’ya Anlatayım"
Dergiyi çıkarırken sansürden ve baskılardan bıkmış olan halkın halini yansıtacak bir isim ararlar. Osmanlı döneminde yaşamış, hastalarını sabırla dinlemesiyle ünlü hekim Marko Paşa’dan esinlenirler. Halk arasında çaresiz kalındığında söylenen "Git derdini Marko Paşa’ya anlat!" deyimini derginin adı yaparlar. Sloganları ise dönemin gergin siyasi iklimine meydan okur: "Yazarları hapse girdiği zaman çıkan siyasi mizah gazetesi."
Tiraj Patlaması ve Matbaa Boykotları
Büyük gazetelerin bile 10-15 bin sattığı dönemde, Markopaşa hiçbir ilan vermeden, sadece elden ele yayılarak 60.000'den fazla satmaya başlar. Bu muazzam başarı hükümeti rahatsız eder. Matbaalara baskı yapılarak dergiyi basmaları engellenir. Bunun üzerine Aziz Nesin ve Sabahattin Ali, dergiyi gizlice, geceleri kaçak matbaalarda basıp sabah bizzat sokaklarda kendileri satmaya başlar.
Trajikomik İsim Değiştirme Oyunu (Kelimelerle Dans)
Hükümet, her sayıya dava açıp dergiyi sık sık kapatır veya toplama kararı çıkarır. Ancak Aziz Nesin ve ekibi pes etmez. Dergi her kapatıldığında, yasal boşluklardan yararlanarak neredeyse aynı logoyla ama farklı isimlerle ertesi hafta yeniden piyasaya çıkarlar. Sıralama tam bir komediye dönüşür:
Markopaşa: Kapatıldı. (Sloganları şuydu: "Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.")
Merhumpaşa: "Markopaşa öldü" algısı yaratmak için bu ismi koydular. O da kapatıldı.
Malumpaşa: "Zaten biliyorsunuz kim olduğumuzu" mesajıyla çıktı. Kapatıldı.
Yedi-Sekiz Hasan Paşa: Kapatıldı.
Hür Markopaşa: Kapatıldı.
Bizim Paşa: Kapatıldı.
Ali Baba ve Kırk Haramiler: Gazete formatında çıkardıkları bir diğer alternatif oldu.
Okuyucu gazete bayisine gittiğinde her hafta "Paşa" ailesinin yeni bir üyesiyle karşılaşır.
Absürt Davalar ve Hapishane Günleri
Dergi kadrosu adliye koridorlarının abonesi olur. Aziz Nesin bir yazısında "Gözünün üstünde kaşın var" dese, bunu hükümete hakaret sayıp dava açarlar. Aziz Nesin, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz sık sık nöbetleşe hapse girer. Biri hapisteyken dışarıdaki dergiyi çıkarmaya devam eder.Hatta Aziz Nesin bir anısında, hapse gireceğini anladığında bavulunu önceden hazırlayıp yazı işlerinde beklediğini, polisler geldiğinde "Buyurun hazırım" diyerek onları şaşırttığını anlatır.
Hikayenin Trajik Sonu
Bu trajikomik direniş, Türk edebiyatı ve basını için çok ağır bir bedelle son bulur. Baskıların, davaların ve tehditlerin dozu iyice artınca yazar kadrosu dağılır:
Başyazar Sabahattin Ali, üzerindeki yoğun baskılardan bunalarak yurt dışına kaçmaya karar verir ancak 1948 yılında Bulgaristan sınırında feci şekilde öldürülür.
Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz defalarca hapis yatar, sürgüne gönderilir ve uzun süre işsiz bırakılırlar.
Markopaşa, Türk basınında sansüre ve baskıya karşı mizahın ve zekanın nasıl en büyük silaha dönüşebileceğini kanıtlayan, sonu acı bitse de ismi ölümsüzleşen bir başkaldırı anıtıdır.
Edebi Akımı ve Türk Edebiyatındaki Mizahi Konumu
Hangi Edebi Akıma Mensuptur?: Toplumcu Gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerindendir. Sanatı toplum için icra etmiş, halkın sorunlarını rehber edinmiştir.
Mizah Edebiyatındaki Konumu: Türk edebiyatında mizahı "sabun köpüğü" veya sadece güldürü unsuru olmaktan çıkarıp bir toplumsal eleştiri ve bilinçlendirme silahına dönüştüren zirve isimdir. Geleneksel Türk halk mizahını (Nasreddin Hoca, Karagöz, Meddah) modern batı mizahıyla sentezlemiştir. Dünya mizah literatüründe de en saygın kalemlerden biridir.
Ödülleri
Hem ulusal hem de uluslararası alanda sayısız ödülün sahibidir:
Uluslararası Altın Palmiye Ödülü (1956 - 1957): İtalya'da düzenlenen yarışmada üst üste iki kez dünya mizah şampiyonluğu kazanmıştır (Kazan Töreni ve Fil Hamdi öyküleriyle).
Uluslararası Kirpi Ödülü (1969): Bulgaristan'da kazanmıştır.
Lotus Asya-Afrika Yazarlar Birliği Ödülü (1975)
Karacan Armağanı (1970)
Madaralı Roman Ödülü (1978)
Başlıca Eserleri
80 yıllık ömrüne 100’den fazla eser sığdırmıştır. En çok öne çıkanlar:
Roman: Zübük, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Şimdiki Çocuklar Harika, Tatlı Betüş.
Öykü: Fil Hamdi, Toros Canavarı, Damda Deli Var, Kazan Töreni.
Anı: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez (Çocukluk anılarını anlattığı şaheseridir).
Tiyatro: Toros Canavarı, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (Oyunlaştırılmıştır).
Türk Edebiyatına Katkıları
Halkın Dilini Edebiyata Taşıdı: Bürokrasiyi, memurları, esnafı ve sokaktaki sıradan insanı kendi doğal dilleri ve trajikomik halleriyle edebiyatın merkezine yerleştirmiştir.
Kurumsallaşma ve Eğitim: 1972 yılında kurduğu Nesin Vakfı aracılığıyla, eserlerinin tüm telif gelirlerini kimsesiz ve yoksul çocukların eğitimine bağışlayarak edebiyatı toplumsal bir faydaya dönüştürmüştür.
Son Yılları ve Vefatı
Aziz Nesin’in son yılları hem siyasi kutuplaşmaların ortasında büyük mücadelelerle hem de trajedilerle geçmiştir:
Sivas Olayları (2 Temmuz 1993): Pir Sultan Abdal Şenlikleri için gittiği Sivas'ta, Madımak Oteli'nin radikal bir grup tarafından yakılması olayından yaralı olarak kurtulmuştur. Bu olay hayatında derin izler bırakmıştır.
Düşünce Özgürlüğü Mücadelesi: Son nefesine kadar demokrasi, laiklik ve ifade özgürlüğü için panellere katılmış, yazılar yazmıştır.
Vefatı: 6 Temmuz 1995 tarihinde Çeşme’de geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Vasiyeti gereği cenaze töreni yapılmamış, mezar yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı'nın bahçesine gömülmüştür (çocukların üzerinde rahatça oynayabilmesi için).
SON SÖZ
Aziz Nesin, bu toprakların acılarını kahkahaya, toplumsal çarpıklıklarını ise zamansız birer edebi anıta dönüştüren evrensel bir dehadır. Türk edebiyatında mizahı bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp, toplumun kendi yüzüyle cüretkarca yüzleştiği net bir aynaya dönüştürmüştür. Yarattığı "Zübük" ve "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz" gibi ölümsüz tiplerle sadece kendi dönemini değil, bugünü ve geleceği de büyük bir öngörüyle yakalamıştır. Dünya edebiyatına kazandırdığı ödüller ve benzersiz taşlama yeteneğiyle ironinin evrensel dilini konuşan Nesin, "ağlanacak halimize güldürürken" aslında insanlığı her zaman düşünmeye, sorgulamaya ve daha aydınlık bir yarın için direnmeye davet etmiştir. Kalemiyle adliye koridorlarından, sürgünlerden ve yangınlardan geçen bu büyük usta; kurduğu vakıfla çocukların geleceğine dokunarak edebiyatı toplumsal bir vicdan ve kalıcı bir sevgi köprüsü haline getirmiştir.
Zübük
Aziz Nesin’in Türk edebiyatına kazandırdığı en güçlü kara mizah başyapıtlarından biri olan "Zübük - Kağnı Gölgesindeki İt", ilk olarak 1961 yılında yayımlanmıştır. Eser, Anadolu kasabalarındaki sosyopolitik çarpıklıkları, din istismarını ve çıkar ilişkilerini muazzam bir taşlamayla gözler önüne serer.
Romanın KarakterleriRoman, aslında sadece başkarakterin değil, ona çanak tutan bir toplumun da portresidir. Öne çıkan karakterler şunlardır:
İbrahim Zübükzade: Romanın başkahramanıdır. Sürekli yalan söyleyen, insanların saflığını ve dini duygularını sömürerek belediye başkanlığından milletvekilliğine kadar yükselen, bencil ve fırsatçı bir figürdür.
Alucanlı Sabri Ağa: İşini çözmesi için sürekli Zübükzade’ye rüşvet ve hediyeler taşıyan, onun tarafından defalarca dolandırılan bir köylüdür.
Terzi Cemal: Kardeşini parasız yatılı okula sokma vaadiyle kandırılan, Zübük’e bedava elbiseler diken bir başka mağdurdur.
Kalaycı Kör Nuri ve Ebe Hayriye Hanım: Kasabada Zübükzade’nin sahte vaatlerine inanarak paralarını ve emeklerini kaptıran diğer yan karakterlerdir.
Yazar / Gazeteci: Hikayeyi kasaba halkının ağzından dinleyerek bir nevi gözlemci ve aktarıcı rolü üstlenir.
Sinemaya UyarlanışıRoman, 1980 yılında sinemaya aynı adla uyarlanmıştır. Türk sinema tarihinin en güçlü siyasi hicivlerinden biri kabul edilen Zübük (film)’ün kadrosu ve detayları şöyledir:
Yönetmen:
Kartal Tibet
Senarist: Atıf Yılmaz
Başrol: İbrahim Zübükzade rolünde devleşen ve karaktere hayat veren Kemal Sunal'dır.
Diğer Oyuncular: Nevra Serezli (Yektane), Metin Serezli (Gazeteci Yaşar), Kadir Savun ve Bülent Kayabaş gibi usta isimler rol almıştır.
Farklılık: Film, romanın genel ruhuna sadık kalmakla birlikte, Kemal Sunal'ın eşsiz oyunculuğu ve mizahi üslubuyla karakteri daha sempatik ama bir o kadar da unutulmaz bir sinema ikonuna dönüştürmüştür.
Türk Edebiyatındaki Yeri
Kara Mizahın Zirvesi: Roman, Türk edebiyatında "ağlanacak halimize güldüren" toplumsal eleştirinin ve kara mizahın en başarılı örneklerinden biridir.
Evrensel Bir "Tip" Yaratımı: Tıpkı Molière’in Tartuffe’ü veya Don Kişot gibi, Aziz Nesin de Türk edebiyatına zamansız ve evrensel bir prototip kazandırmıştır.
Sosyolojik Ayna: Eser, bireysel bir dolandırıcılık hikayesinden ziyade, "Zübüklüğü" besleyen toplumsal yapıyı, cehaleti ve rüşvet çarkını sorgulatan sosyolojik bir metin olarak kabul görür.
Bu Güne Yansımaları
Dilimize Yerleşen Bir Kavram: "Zübük" kelimesi, Aziz Nesin'in bu romanından sonra Türkçeye ve Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğüne girmiştir. Günümüzde hala "kendi çıkarı için her yolu mubah gören, sözünde durmayan, yalancı politikacı veya kişi" anlamında bir sıfat/lakap olarak canlılığını korumaktadır.
Zamansız Güncellik: Romanın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, rüşvet, iltimas, dini ve milli duyguların siyasete alet edilmesi gibi temalar güncelliğini yitirmemiştir. Bu yüzden Zübük, her dönemin siyasi ve toplumsal eleştirilerinde referans gösterilen zamansız bir figürdür.
Kağnı Gölgesindeki İt" Alt Başlığının Anlamı
Aziz Nesin, romana bu alt başlığı seçerken aslında tüm hikayenin ve toplumsal eleştirinin özünü çok eski bir Anadolu atasözüne dayandırır:
"İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış." Bu sözün romandaki derin anlamları şunlardır:
Güç Yanılması: Kağnının (devletin, makamın veya büyük bir gücün) arkasından yürüyen köpek, o devasa gölgeyi kendi ihtişamı zanneder. Zübükzade de arkasına aldığı siyasi gücü, halkın saflığını ve makamın olanaklarını kendi dehası sanır.
Asalak Yaşam Tarzı: Zübük kendi başına bir güç veya değer üretmez. Tamamen sistemin boşluklarından, halkın cehaletinden ve devlet mekanizmasının gölgesinden beslenen asalak bir figürdür.
Toplumsal Eleştiri: Aziz Nesin bu metaforla sadece Zübük’ü değil; bir lidere, partiye veya güce yaslanıp kendini dev aynasında gören tüm liyakatsiz figürleri ve onlara bu alanı açan toplumsal yapıyı taşlar.
Romanın Kurgusal Yapısı
Zübük, doğrusal (kronolojik) akan düz bir roman değildir; çok sesli ve parçalı bir kurgusal yapıya sahiptir.
Epizodik ve Döngüsel Anlatım: Roman, kasabaya gelen bir gazetecinin/yazarın gözünden aktarılır. Gazeteci, İbrahim Zübükzade'nin kim olduğunu kasaba halkına sorar. Her bir kasabalı (terzi, avukat, köylü, berber vb.) kendi ağzından Zübük ile olan anısını ve nasıl dolandırıldığını anlatır. Roman, bu bağımsız hikayelerin (epizotların) birleşmesiyle örülür.
"Güvenilmez Anlatıcı" Tekniği: Kasaba halkı Zübük’ten şikayet eder, onu lanetler ve nasıl bir sahtekar olduğunu anlatır. Ancak hikayeler derinleştikçe anlarız ki, halk aslında Zübük’e kızgın değildir; aksine onun gücüne hayrandır ve ilk fırsatta yine onun peşinden gitmeye hazırdır. Bu durum, anlatıcıların kendi zaaflarını da ele veren muazzam bir ironi yaratır.
Mizahın Ötesinde Bir Trajedi: Kurgu ilk bakışta kahkahalarla okunan komik hikayelerden oluşur. Fakat tüm bu parçalar birleştiğinde ortaya çıkan büyük resim; adalet sisteminin çöküşünü, ahlaki yozlaşmayı ve bir toplumun kendi eliyle kendi canavarını nasıl yarattığını gösteren trajik bir kurgudur.
"Kendine hayrı olmayanın memlekete hiç hayrı olmaz."
Aziz Nesin sevenlere 5 kitap.