Yaşar Kemal kimdir ?
Yaşar Kemal, asıl adıyla Kemal Sadık Gökçeli, Türk edebiyatının dünya çapında tanınan en büyük romancı, senarist ve öykü yazarlarından biridir. Eserlerinde Çukurova’nın doğasını, insanını, ağalık sistemini ve sömürüyü destansı bir dille anlatmıştır.
Ancak usta yazarın tüm bu edebi dehasının arkasında, çocukluğunda yaşadığı ve hayatını derinden sarsan çok büyük trajediler yatmaktadır.
Yaşar Kemal’in Çocukluğu ve Yusuf’un Aileye Katılması
Yaşar Kemal’in ailesi, 1. Dünya Savaşı sırasında Rus ordusunun Van'ı işgal etmesi üzerine Çukurova’ya (Adana - Hemite köyü) doğru 1,5 yıl süren zorlu bir göç yolculuğuna çıktı.
Yusuf'un Bulunması: Aile bu uzun göç yolunda, yol kenarında ölmek üzere olan yaralı, kimsesiz bir çocuk buldu. Yaşar Kemal’in babası Sadık Efendi, bu çocuğa acıdı, onu iyileştirdi ve Yusuf adını vererek evlat edindi. Yusuf, aileyle birlikte Hemite köyüne gelerek Yaşar Kemal ile kardeş gibi büyüdü.
İlk Trajedi (Gözünü Kaybetmesi): Yaşar Kemal henüz 3,5 yaşındayken, evlerinin bahçesinde kurban kesen eniştesini izliyordu. Eniştesinin elindeki bıçağın kayması sonucu talihsiz bir kaza yaşandı ve bıçak küçük Kemal'in sağ gözüne saplanarak onun sağ gözünün kör olmasına neden oldu.
Camideki Cinayet ve Sonrasında Yaşananlar
Göz kazasından yaklaşık bir yıl sonra, aile tarihini ve Yaşar Kemal'in ruh dünyasını tamamen değiştiren o korkunç olay yaşandı.
Babasının Öldürülmesi: Yaşar Kemal henüz 4-4,5 yaşlarındayken, babası Sadık Efendi ile birlikte camide namaz kılıyordu. Babası secdeye vardığı sırada, ölümden kurtarıp büyüttükleri evlatlıkları Yusuf, ani bir cinnetle ya da kıskançlıkla Sadık Efendi’yi kalbinden bıçaklayarak gözleri önünde öldürdü. (Yazar sonraki yıllarda, Yusuf'un kendisi doğduktan sonra babasının sevgisini kıskandığı için bu cinayeti işlediğini belirtmiştir).
Kekemelik Dönemi: Öz babasının gözlerinin önünde katledilmesine tanık olan küçük Kemal, o gece sabaha kadar "yüreğim yanıyor" diyerek ağladı ve ertesi sabah uyandığında konuşamaz oldu. Bu travma nedeniyle tam 12 yaşına kadar kekeme kaldı ve sadece türkü söylerken akıcı konuşabildi. Babasının ölümünü uzun yıllar kabullenemedi ve mezarlıklara küstü.
Ailenin Yoksullaşması ve Dağılması: Sadık Efendi'nin ölümünden sonra yazarın annesi Nigar Hanım, gelenekler gereği amcası Tahir ile evlendirildi. Amca Tahir, ağabeyinin katili Yusuf'u bulup intikam almak (kan davası) için elindeki tüm serveti, bağları ve bahçeleri harcadı. Eskiden çok varlıklı olan aile hızla yoksullaştı. Ev içindeki huzursuzluk ve kavgalar artınca, Yaşar Kemal evden uzaklaşarak küçük yaşta çırçırcılık, ırgatlık ve su bekçiliği gibi ağır işlerde çalışmak zorunda kaldı.
Yaşar Kemal bu büyük çocukluk trajedisini, edebi hayatında başyapıtlarından biri olan Kimsecik Üçlemesi'nde (Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı, Kanın Sesi) "Selman" karakteri üzerinden destansı bir dille anlatmıştır.
Türk Edebiyatına Katkıları
Destansı Dil: Modern roman kalıplarını, Anadolu'nun sözlü kültürü, ağıtları ve destan geleneğiyle birleştirmiştir.
Röportaj Yazarlığı: Türk basınına edebi derinliği olan modern, edebi röportaj türünü kazandırmıştır.
Dil Zenginliği: Türkçe söz varlığını, yerel deyimleri, atasözlerini ve Çukurova ağzını edebiyata muazzam bir zenginlikle taşımıştır.
Toplumsal Gerçekçilik: Çukurova'daki tarım işçilerinin, ezilenlerin ve sömürülen köylülerin sesini tüm dünyaya duyurmuştur.
En Çok Okunan Seri Romanları (Nehir Romanları)
İnce Memed Serisi (4 Cilt): Düzene ve ağalara başkaldıran bir eşkıyanın epik öyküsüdür.
Dağın Öte Yüzü Serisi: Ortadirek, Yer Demir Gök Bakır ve Ölmez Otu kitaplarından oluşan köylü yaşamı üçlemesidir.
Akçasazın Ağaları Serisi: Demirciler Çarşısı Cinayeti ve Yusufçuk Yusuf ile ağalık sisteminin çöküşünü anlatır.
Bir Ada Hikayesi Serisi (4 Cilt): Mübadele dönemini ve savaştan çıkan insanların yeni bir yaşam kurma mücadelesini işler.
Kimsecik Serisi: Kendi çocukluk trajedisinden esinlendiği, korku temasını işleyen 3 kitaplık dev eseridir.
Kazandığı Önemli Ödüller
Varlık Roman Armağanı (1956 - İnce Memed ile)
Uluslararası Cino del Duca Ödülü (1982)
Fransa Legion d’Honneur Nişanı (1984)
Alman Kitapçılar Birliği Barış Ödülü (1997)
T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2008)
Not: Dünya edebiyatında büyük saygı gören yazar, Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.
Yaşar Kemal’in Türk ve Dünya Edebiyatına Mirası
Yaşar Kemal, edebiyat dünyasına yalnızca kelimeleri değil; Çukurova’nın toprağını, pamuk işçilerinin alın terini, ezilen halkın başkaldırısını ve Anadolu'nun bin yıllık sözlü kültürünü taşımıştır. Türk edebiyatında yerel mitleri modern roman formuna sokarak epope (destan) geleneğini yeniden canlandırmıştır. Yazın hayatına kazandırdığı şiirsel dil, uçsuz bucaksız doğa betimlemeleri ve zengin söz varlığı sayesinde Türkçe, onun kaleminde adeta yeniden şekillenmiştir.Dünya edebiyatında ise insanlığın evrensel acılarını, sömürüyü, korkuyu ve başkaldırıyı coğrafi sınırları aşan bir yetkinlikle anlatmıştır. Bu başarısı onu Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazar yapmış, eserleri 40'tan fazla dile çevrilerek dünya klasikleri arasındaki sarsılmaz yerini almıştır.
Büyük Ustanın Sonsuzluğa Uğurlanışı ve Cenaze Töreni
Türk edebiyatının ulu çınarı Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede, 92 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Ölümü tüm Türkiye'yi ve dünya edebiyat çevrelerini derin bir yasa boğmuştur.
Cenaze Töreni: 2 Mart 2015 günü İstanbul Teşvikiye Camii'nde düzenlenen cenaze töreni, toplumun her kesimini bir araya getirmiştir. Siyasetçiler, sanatçılar, yazarlar ve binlerce seveni musalla taşının önüne konulan "Güle güle usta" yazılı fotoğraflarıyla ona veda etmiştir. Tabutu omuzlarda taşınırken sokakları dolduran binlerce insan karanfiller fırlatmış, pencerelerden alkışlar yükselmiş ve hep bir ağızdan "Yaşar Kemal onurumuzdur" sloganları atılmıştır.
Mezarının Yeri: Usta yazarın naaşı, büyük bir kortej eşliğinde İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'na getirilmiştir. Yaşar Kemal, vasiyeti üzerine 50 yıl aynı yastığa baş koyduğu ve 2001 yılında kaybettiği ilk eşi Thilda Kemal'in yanına defnedilmiştir.
Çukurova Toprağı: Cenaze töreninin en duygusal anlarından biri, yazarın doğup büyüdüğü Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı eski adı Hemite olan Gökçedam köyünden getirilen toprağın, usta şair ve dostlarının gözyaşları arasında mezarına serpilmesi olmuştur.
Sonsuzluk Kitabesi
"Bir varmış, bir yokmuş... Çukurova’nın sarı sıcağından doğup, kelimeleriyle tüm dünyayı ısıtan bir dağ gibi geçti bu topraklardan Kemal Sadık Gökçeli. Gözlerinin önünde duran dünyaya tek gözüyle baksalar da, o yüreğinin gözüyle insanlığın en derin haritasını çizdi. Ağalara boyun eğmeyen İnce Memed’lerin, hakkı yenen ırgatların, yurdundan edilen göçmenlerin ve toprağın dili oldu.
O, 'İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar' diyerek tüm ömrünü barışa, adalete ve insan onuruna adadı. Kalemini bir kalkan gibi ezilenlerin önüne koydu; ağıtları romana, mitleri gerçeğe dönüştürdü.
2 Mart günü binlerin omuzlarında, fırlatılan karanfiller ve alkışlar eşliğinde, yarım asırlık can yoldaşı Thilda’sının yanına, Zincirlikuyu'nun sessizliğine uzandı. Üzerine örtülen toprak İstanbul’un olsa da, koynuna çocukluğunun geçtiği Hemite köyünün, Çukurova’nın o bereketli esmer toprağı serpildi.
Yaşar Kemal, fiziken aramızdan ayrıldı ancak destanları, nehir romanları ve bıraktığı o ak lekesiz onurlu miras, insanlık yaşadıkça dönmeye devam eden bu dünyanın gökkubbesinde hoş bir sada olarak sonsuza dek yankılanacaktır.
Güle güle koca çınar, güle güle usta... Demirciler Çarşısı'nda o iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler ama senin kelimelerin asla ölmeyecek."
İnce Memed
İnce Memed, Türk edebiyatının zirve eserlerinden biridir; Yaşar Kemal tarafından kaleme alınan 4 ciltlik bu nehir romanın ilk cildi 1955 yılında yayımlanmıştır.
Edebi Anlayış ve ToplulukToplumsal Gerçekçilik:
Roman, Türk edebiyatında Toplumcu Gerçekçi akımın en önemli başyapıtı kabul edilir.
Dönem ve Topluluk: Belirli bir edebi topluluğa (Yedi Meşaleciler veya Garip gibi) organik olarak bağlı olmasa da, 1950'li yılların Köy Edebiyatı ve toplumsal sorunları ele alan yazarlar kuşağı içinde yer alır.
Tema: Çukurova ve Toroslar'daki feodaliteyi, ağalık sistemini, köylünün sömürülmesini ve bu düzene karşı başkaldırıyı işler.
Romanın Başlıca Karakterleri
İnce Memed: Düzme köyünde yaşayan, uğradığı haksızlıklar ve zulüm karşısında dağa çıkıp eşkıya olan, halkın gözünde kahramanlaşan ana karakterdir.
Abdi Ağa: Beş köyün sahibi, köylüyü acımasızca sömüren, gücü ve parayı temsil eden baş düşmandır.
Hatice (Hatçe): Memed'in çocukluk aşkı ve sevgilisidir. Abdi Ağa'nın yeğeniyle zorla evlendirilmek istenir, Memed ile kaçar.
Değirmenci Süleyman: Memed’e zor zamanlarında kol kanat geren, bilge ve yardımsever bir köylüdür.
Iraz: Hatçe ile hapishanede tanışan, güçlü, acı görmüş ve Hatçe'ye anne gibi sahip çıkan bir kadındır.
Deli Durdu: Memed'in dağa ilk çıktığında katıldığı çetenin acımasız ve paragöz reisidir. Memed daha sonra onun adalet anlayışını reddederek kendi grubunu kurar.
Asım Çavuş: Memed'i yakalamakla görevlendirilen ancak onun haklı davasını ve mertliğini görünce ona yardım eden jandarma çavuşudur.
Kimlerden Etkilendi?
Kimleri Etkiledi?
Yaşar Kemal çocukluğunun geçtiği Çukurova'nın sözlü kültüründen, Dadaloğlu ve Köroğlu gibi halk ozanlarının başkaldırı anlatılarından beslenmiştir. Batı edebiyatından ise başta Homeros (destansı anlatım yönüyle) olmak üzere Tolstoy, Cervantes ve Çehov gibi dünya klasiklerinden derinden etkilenmiştir.
Etkiledikleri: Roman; Türk edebiyatında köye ve Anadolu insanına bakışı kökten değiştirmiştir. Fakir Baykurt, Kemal Bilbaşar, Tarık Dursun K. ve Necati Cumalı gibi Toplumcu Gerçekçi yazarları derinden etkilemiştir. Ayrıca yarattığı "soylu eşkıya" (Robin Hood tarzı) mitiyle sinemayı (başta Yılmaz Güney sineması olmak üzere) ve çağdaş epik anlatıları şekillendirmiştir.
Türk Edebiyatına Katkıları
Dil Devrimi ve Yerel Ağız: Yaşar Kemal, Çukurova’nın yerel deyişlerini, ağıtlarını ve atasözlerini modern Türkçe ile muazzam bir şekilde harmanlamıştır. Türkçenin destansı ve lirik gücünü kanıtlamıştır.
Uluslararası Başarı: Eser, 40'tan fazla dile çevrilerek Türk edebiyatının dünyada en çok tanınan ve saygı duyulan eserlerinden biri olmuştur.
Eşkıyalık Kavramının Yeniden Tanımı: Eşkıyalığı sadece bir suç unsuru olarak değil, düzene, adaletsizliğe ve feodal baskıya karşı halkın içinden çıkan sosyolojik bir reaksiyon (sosyal isyan) olarak edebiyata taşımıştır
İnce Memed'in Diğer Ciltleri
Yaşar Kemal, İnce Memed'i tek bir kitap olarak düşünmüş ancak feodalite ve halkın kurtuluş arayışı teması genişledikçe eser 39 yılda tamamlanan dev bir nehir romana dönüşmüştür:
İnce Memed II (1969): İlk kitapta Abdi Ağa'yı öldüren Memed, yerine onun kardeşi Kel Hamza'nın geçtiğini ve zulmün bitmediğini görür. Sistemin sadece tek bir kişiyle yıkılamayacağını anlayan Memed, yeniden dağa çıkar.
İnce Memed III (1984): Memed artık sadece bir kaçak değil, tüm Çukurova köylülerinin umudu ve efsanevi koruyucusudur. Bu ciltte ağalık düzeninin arkasındaki devlet bürokrasisi ve kasaba eşrafının kirli ilişkileri derinlemesine işlenir.
İnce Memed IV (1987): Serinin epik finalidir. Memed, düzenin kökten değişmesi için savaşır. Eşkıyalığın bireysel bir öfke değil, toplumsal bir zorunluluk olduğunu göstererek adeta bir halk mitine dönüşür ve iz bırakmadan ortadan kaybolur.
İnce Memed ve "Rahmet Yolları Kesti" Çatışması
Kemal Tahir, 1957 yılında yayımladığı Rahmet Yolları Kesti romanını, Yaşar Kemal’in yarattığı romantik ve soylu eşkıya imajına bir antitez (reddiye) olarak kaleme almıştır. İki eser arasındaki temel çatışma noktaları şunlardır:
Romantizm vs. Çıplak Gerçekçilik
İnce Memed (Yaşar Kemal): Eşkıyalığı efsanevi, destansı ve şiirsel bir dille anlatır. Memed; ezilenlerin dostu, fakirin hakkını gözeten, adalet dağıtan "soylu bir şövalye" gibidir.
Rahmet Yolları Kesti (Kemal Tahir): Eşkıyalığı tüm romantizminden arındırır. Dağdaki adamları (Uzun İskender ve çetesi) "itten aç, yılandan çıplak", cahil, korkak, kumarbaz ve basit birer gaspçı olarak tasvir eder.
Eşkıyalığın Toplumsal Rolü
Yaşar Kemal'e göre: Eşkıyalık, feodal baskıya ve otorite boşluğuna karşı halkın içinden çıkan zorunlu bir sosyal isyandır.
Kemal Tahir'e göre: Eşkıyalık bir adalet aracı değil, kaba ve kötürüm bir suçtur. Kitabın açılışında André Maurois’den alıntıladığı şu söz çatışmayı özetler: "Ahlak düzeni sağlam olmayan ve soyguncularıyla başa çıkamayan bir toplum... soyguncularına karşı bir hayranlık duyar."
Devlet Otoritesi ve Çözüm Arayışı
Yaşar Kemal: Çözümü köylünün ve halk kahramanının kendi içindeki direnme gücünde, tabandan gelen başkaldırıda görür.
Kemal Tahir: Güçlü bir devlet merkezli düşünceye sahiptir. Devletin zayıfladığı yerde eşkıyalık mikrobunun üreyeceğini savunur. Çözüm dağa çıkmak değil, güçlü kurumsal bir devlet düzenidir. Hatta Yaşar Kemal'i eleştirerek "Fukara İnce Memed'e tek başına toprak reformu yaptırıyorlar" diyerek eleştirmiştir.
Köylüye Bakış
Yaşar Kemal: Köylüyü sömürülen, çaresiz ama özünde mert ve kahramanına sadık bir kitle olarak çizer.
Kemal Tahir: Köylüyü tamamen kusursuz göstermez. Rahmet Yolları Kesti romanındaki köylüler, eşkıyadan nefret etseler de korktukları ve cahil oldukları için onları gözlerinde büyütüp efsaneleştirirler.
Özetle; Yaşar Kemal halk hikayelerinden beslenen efsanevi bir isyanı överken, Kemal Tahir sosyolojik ve tarihi belgelere dayanarak bu isyanın aslında toplumu gerileten bir eşkıyalık mekanizması olduğunu savunmuştur.
İnce Memed, yalnızca haksızlığa karşı dağa çıkan bir köylü çocuğunun hikayesi değil; insanlık tarihinin en kadim arzusu olan adalet ve özgürlük arayışının Türkçe yazılmış en görkemli destanıdır.Yaşar Kemal, Çukurova’nın sarı sıcağından, Toroslar’ın dik yamaçlarından süzüp getirdiği bu nehir romanıyla, feodalizmin çarkları arasında ezilen Anadolu insanının sesini dünyaya duyurmuştur. İnce Memed’in sıktığı her kurşun acımasız bir düzene, her kaçışı baskıya karşı bir direnişe, her geri dönüşü ise sönmeyen bir umuda tekabül eder.Kemal Tahir gibi çağdaşlarıyla girdiği estetik ve sosyolojik tartışmalar ne olursa olsun, Yaşar Kemal’in yarattığı bu "soylu eşkıya" miti, edebiyatımızda köylünün ve mazlumun makûs talihine vurulmuş en güçlü darbedir. Yazarın lirik, destansı ve yerel renklerle bezeli büyüleyici dili, İnce Memed’i zamansız bir başyapıt haline getirmiştir.Dört cilt boyunca dalga dalga büyüyen bu isyanın sonunda Memed bir faniye değil, haksızlığın olduğu her yerde yeniden doğacak ölümsüz bir simgeye dönüşür. Çünkü İnce Memed’in de dediği gibi; "Konuşan insan, et tırnaktandır. İnsan olan, zulme boyun eğmeyendir." Ve dünya döndükçe, zulmün karşısında duran İnce Memedler hep dağlarda, hep kalplerde yaşamaya devam edecektir.
"İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli."
Yaşar Kemal sevenlere 5 kitap.