Senaryosunu Orhan Pamuk’un yazdığı yönetmenliğini ise Grant Gee’nin yaptığı 2015 yapımı Hatıraların Masumiyeti belgesel filmi, 72. Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterime girmiştir.
.
.
Bu belgesel film, 2008’de yayımlanan Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi romanını ve aynı adlı 2012’de İstanbul Çukurcuma’da açılan Masumiyet Müzesi’ni merkeze almıştır. Yapımda ayrıca Orhan Pamuk evrenini ve yazarı besleyen önemli kaynak İstanbul’u-İstanbul’un değişimini, gizini, esrarını yönetmenin gözünden yansıtarak aslında romanın kahramanları Kemal Basmacı ve Füsun’un bir dönem yaşadıkları talihsiz aşkı anlatmıştır.
.
.
Filmin merkezinde roman kahramanları olmasına rağmen aslında verilmek istenen kurgu ile gerçeğin o ince çizgisidir. Borgesvari bir tutumları üstkurmacaya ve küçük oyunlara dalan film izleyicisi İstanbul merkezli bir yolculuğa çıkar. Edebiyatın 7. Sanatı nasıl beslediği de bir kez daha ortaya konmuştur. Grant Gee yapımıyla Orhan Pamuk’un diğer eserlerine Kafamda Bir Tuhaflık ve özellikle Kara Kitap’a da Celal Salik ile gönderme yapmıştır.
.
.
Tüm bu iç içelik bir yazarın tüm evreninin nasıl da organik bir bağ kurarak oluşturduğunuz gösterir. Sadık Orhan Pamuk okurları için hem müze hem belgesel film hem de roman birçok sürpriz barındırır. Okurların edebiyatın bu besleyici yönünü gördükçe lezzet almaması imkansız. Sanırım Orhan Pamuk’un en iyi yaptığı asıl şey bu.
Aşk, hafızayı nesneler üzerinden yeniden inşa etti. Kendi müzesini doğuran bir metín, 1970’lerin istanbul'u.
Merkezde hali vakti yerine Kemal'in görece daha mütevazı bir hayat süren uzaktan akrabası Füsun'a duyduğu aşk ve Nişanlısı Sibel ile olan Pamukun diğer romanlarında da kullandığı (Galib-celal- Rüya) (Osman - Canan -Mehmet) üçlü aşk kalıbı.
Kemal'in Füsun'a karşı engel olamadığı hatta daha sonra bir saplantıya dönüşen aşkı, yıllar içinde biriktirilen o gündelik eşyalarla nasıl elle tutulur bir müzeye dönüştürülüyor, işte bunu anlatan bir roman. Masumiyet Müzesi zamanla ve anılarla kurduğumuz o tuhaf bazen de sancılı ilişkiyi - ki bellek nesneler aracılığıyla somutlaşır - anlatı evreninin merkezine koyuyor. Romanda Nesneler - şeyler-eşyalar yaşanmış, hissedilmiş Yoğun duyguların, akıp çiden kaybedilmiş zamanın fiziksel taşıyıcıları oluyor. Sıradana yüklenen bu sıra dışı hatta kutsal anlam başkasına göre çöp sayılabilecek nesneler Kemal'in dünyasında bir kutsala dönüşüyor. Kitap bize şunu hatırlatıyor: Aşk, insanın en güçlü hafıza biçimidir ve nesneler kaybolan anların-anıların sessiz tanığıdır. Kemal nesneleri toplayarak zamana meydan okuyor ve Füsun'u unutuluşun elinden kendince kurtarıyor.
"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."